Gökkuşağı Nasıl Oluşur?
Gökkuşağı, doğanın en büyüleyici optik olaylarından biridir. Yağmur sonrası gökyüzünde beliren bu renkli yay, aslında güneş ışığının yağmur damlalarıyla etkileşime girmesi sonucu oluşur. Bu süreçte ışığın kırılması, yansıması ve yeniden kırılması gibi fiziksel olaylar devreye girer. Güneş ışığı, aslında beyaz renkte görünse de, içerisinde farklı dalga boylarında birçok rengi barındırır. Gökkuşağının ortaya çıkabilmesi için belirli şartların aynı anda gerçekleşmesi gerekir: güneşin ufka yakın bir konumda olması, gökyüzünde hâlâ yağmur damlalarının bulunması ve gözlemcinin güneşi arkasına alması.
Güneş ışınları yağmur damlalarına çarptığında, damla içinden geçerken kırılır, damlanın arka yüzeyinden yansır ve tekrar dışarı çıkarken yeniden kırılır. Bu süreç, ışığın dalga boylarına göre farklı açılarla sapmasına neden olur. Bu nedenle her renk farklı bir açıyla gözümüze ulaşır ve gökyüzünde birbirine paralel, halka şeklinde bir renk dizilimi oluşur. En dışta kırmızı, en içte ise mor renk görülür. Gökkuşağının renk sırası her zaman aynıdır: kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor.
Gökkuşağını genellikle yarım daire olarak görürüz, çünkü yeryüzü görüş alanımızı sınırlar. Ancak bir uçaktan bakıldığında gökkuşağı tam bir çember şeklinde de görülebilir. Gökkuşağı, yalnızca estetik değil, aynı zamanda ışığın doğasını anlamak açısından da önemli bir fenomendir. Doğayı anlamaya çalışan bilim insanları için bu renkli oluşum, ışık fiziği üzerine yapılan birçok keşfin temelinde yer almıştır. Aynı zamanda kültürel ve mitolojik açıdan da farklı anlamlara sahip olan gökkuşağı, doğa ile insan arasındaki hayranlık uyandıran bağın sembollerinden biridir.