İşletmeler Açısından 6331 Sayılı İSG Kanunu Rehberi
İşletmeler Açısından Temel 6331 Sayılı İSG Kanunu
6331 sayılı İSG Kanunu, işyerlerinde sağlık ve güvenlik koşullarının iyileştirilmesini; işverenler ile çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesini amaçlayan temel düzenlemedir. İşletmeler açısından kanunun doğru anlaşılması, yalnızca hukuki yükümlülüklerin izlenmesi değil, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemeye yönelik sistemli bir çalışma düzeninin kurulması anlamına gelir.
İş sağlığı ve güvenliği, bir olay meydana geldikten sonra yapılacak işlemlerden ibaret değildir. Tehlikelerin önceden belirlenmesi, risklerin değerlendirilmesi, uygun koruyucu tedbirlerin alınması, çalışanların bilgilendirilmesi ve uygulamaların sürekli izlenmesi gerekir. Bu bakımdan 6331 sayılı İSG Kanunu kapsamında işletme sorumlulukları, yöneticilerden çalışanlara kadar işyerindeki farklı tarafları ilgilendiren kapsamlı bir yönetim alanıdır.
6331 Sayılı İSG Kanunu Nedir?
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işyerlerinde çalışanların sağlık ve güvenliğinin korunmasına ilişkin temel esasları düzenler. Kanun; tehlikelerin belirlenmesi, mesleki risklerin önlenmesi, çalışanların eğitilmesi, sağlık gözetimi, acil durum hazırlığı ve iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yürütülmesi gibi başlıkları kapsar.
Düzenlemenin temel yaklaşımı, iş kazası veya meslek hastalığı oluştuktan sonra yalnızca sonuçlarla ilgilenmek yerine tehlikeyi kaynağında kontrol etmektir. İşverenin işyerindeki faaliyetleri, ekipmanları, çalışma yöntemlerini ve çalışanların özelliklerini birlikte değerlendirerek önleyici bir sistem kurması beklenir.
Kanun çerçevesinde öne çıkan temel konular şunlardır:
- İşverenin genel sağlık ve güvenlik yükümlülüğü
- Risk değerlendirmesi yapılması
- İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin düzenlenmesi
- Acil durum, yangın, ilk yardım ve tahliye hazırlıkları
- İş kazaları ve meslek hastalıklarına ilişkin kayıtlar
- Çalışanların sağlık gözetimi
- İş sağlığı ve güvenliği eğitimleri
- Çalışanların bilgilendirilmesi ve katılımı
- Çalışan temsilcisi görevlendirilmesi
- İş sağlığı ve güvenliği kurullarının oluşturulması
- Denetim ve idari yaptırımlar
Bu yükümlülüklerin ayrıntıları işyerinin faaliyet alanına, tehlike sınıfına, çalışan sayısına ve ilgili ikincil düzenlemelere göre farklılaşabilir. Bu nedenle işletmelerin yalnızca kanun metnini değil, faaliyetleriyle bağlantılı güncel yönetmelikleri ve resmî açıklamaları da takip etmesi gerekir.
6331 Sayılı Kanunun Temel Amacı Nedir?
Kanunun temel amacı, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik koşullarının iyileştirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda işverenlerin ve çalışanların görevleri, hakları ve sorumlulukları tanımlanır.
İş sağlığı ve güvenliği yalnızca fiziksel yaralanmaların önlenmesini kapsamaz. Kimyasal maddeler, biyolojik etkenler, ergonomik koşullar, gürültü, titreşim, sıcaklık, psikososyal riskler ve çalışma organizasyonundan kaynaklanan diğer tehlikeler de değerlendirme kapsamına girebilir.
Sağlıklı bir İSG sistemi şu hedeflere yönelir:
- Tehlikeleri olay meydana gelmeden belirlemek
- Riskleri kaynağında ortadan kaldırmak veya azaltmak
- Çalışma ortamını çalışanların özelliklerine uygun hâle getirmek
- İş kazası ve meslek hastalığı riskini azaltmak
- Güvenli çalışma yöntemleri oluşturmak
- Çalışanların sürece katılımını sağlamak
- Koruyucu tedbirlerin etkinliğini düzenli olarak izlemek
Kanuna uyum, yalnızca belgelerin hazırlanmasına indirgenmemelidir. Hazırlanan planların, değerlendirmelerin ve talimatların çalışma alanında gerçekten uygulanması gerekir.
6331 Sayılı Kanun Kimleri Kapsar?
6331 sayılı İSG Kanunu, kanunda belirtilen istisnalar dışında kamu ve özel sektöre ait iş ve işyerlerini, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerini ve çalışanlarını kapsayan genel bir düzenleme niteliğindedir. Çıraklar ve stajyerler de kapsam değerlendirmesinde dikkate alınır.
Bir işyerinin ofis, mağaza veya küçük ölçekli hizmet işletmesi olması, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinden bütünüyle bağımsız olduğu anlamına gelmez. Tehlikenin niteliği ve alınması gereken tedbirler faaliyet alanına göre değişse de her işyerinin kendine özgü riskleri bulunabilir.
Kapsam değerlendirilirken şu unsurlar önem taşır:
- İşyerinin faaliyet konusu
- Çalışan sayısı
- İşyerinin tehlike sınıfı
- Çalışma alanında kullanılan maddeler ve ekipmanlar
- Alt işveren veya geçici çalışan bulunması
- Aynı çalışma alanını birden fazla işverenin paylaşması
- Kanunda açıkça belirtilen istisnalar
İşletmelerin yükümlülüklerini yalnızca ticari unvanına veya çalışan sayısına bakarak belirlemesi yeterli olmayabilir. Faaliyetlerin fiilî niteliği ve ilgili mevzuat hükümleri birlikte incelenmelidir.
İş Sağlığı ve Güvenliğinde Temel Kavramlar
6331 sayılı Kanunun doğru anlaşılabilmesi için tehlike, risk, risk değerlendirmesi, önleme ve meslek hastalığı gibi temel kavramların birbirinden ayrılması gerekir.
Tehlike
Tehlike, işyerinde bulunan veya dışarıdan gelebilecek ve çalışana ya da işyerine zarar verme potansiyeli taşıyan unsurdur. Koruyucusu olmayan hareketli makine parçası, yanıcı kimyasal, yüksek gürültü veya kaygan zemin birer tehlike örneği olabilir.
Risk
Risk, belirlenen tehlikeden kaynaklanabilecek kayıp, yaralanma veya başka zararlı sonuçların meydana gelme ihtimalidir. Aynı tehlike, farklı çalışma koşullarında farklı risk düzeyleri oluşturabilir.
Risk Değerlendirmesi
Risk değerlendirmesi; işyerindeki tehlikelerin belirlenmesi, bunların riske dönüşmesine yol açan faktörlerin incelenmesi, risklerin analiz edilmesi ve alınacak kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması sürecidir.
Önleme
Önleme, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilişkili riskleri ortadan kaldırmak veya azaltmak amacıyla işin bütün aşamalarında planlanan ve uygulanan tedbirlerin bütününü ifade eder.
İş Kazası ve Meslek Hastalığı
İş kazası ve meslek hastalığı kavramları farklı hukuki ve teknik değerlendirmelere konu olabilir. İşletmelerin olayları kişisel yorumlarla sınıflandırmak yerine kayıt, bildirim ve inceleme süreçlerini ilgili düzenlemeler doğrultusunda yürütmesi gerekir.
İşverenin Genel Yükümlülüğü Nedir?
İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük; gerekli tedbirlerin alınmasını, organizasyonun kurulmasını, araç ve gereçlerin sağlanmasını, değişen koşullara göre uygulamaların geliştirilmesini ve mevcut durumun iyileştirilmesini içerir.
İşverenin temel sorumlulukları arasında şunlar yer alabilir:
- Mesleki risklerin önlenmesi için gerekli çalışmaları yürütmek
- Çalışanlara eğitim ve bilgi vermek
- İş sağlığı ve güvenliği organizasyonunu oluşturmak
- Gerekli araç ve ekipmanları sağlamak
- Alınan tedbirlere uyulup uyulmadığını izlemek
- Risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak
- Çalışanların görevlerini sağlık ve güvenlik bakımından uygunluğunu gözetmek
- Özel tehlike bulunan alanlara yetkisiz kişilerin girişini önlemek
- Yeni riskler ve değişen çalışma koşulları karşısında tedbirleri güncellemek
İşverenin dışarıdan uzman veya kuruluşlardan hizmet alması, işyerindeki genel sağlık ve güvenlik sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Çalışanların yükümlülükleri de işverenin temel sorumluluğunu geçersiz hâle getirmez.
İş Sağlığı ve Güvenliği Maliyetleri Çalışana Yansıtılabilir mi?
İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyeti çalışanlara yüklenmemelidir. Gerekli koruyucu ekipmanların, eğitimlerin, sağlık gözetiminin ve iş güvenliği düzenlemelerinin sağlanması işletmenin sorumluluk alanındadır.
Çalışanın güvenli çalışmak için kullanması gereken kişisel koruyucu donanımı kendi imkânlarıyla edinmesinin beklenmesi, sistemin temel yaklaşımıyla bağdaşmaz. Bununla birlikte ekipmanın sağlanması tek başına yeterli değildir; doğru seçilmesi, kullanımı hakkında eğitim verilmesi, bakımının yapılması ve çalışan tarafından uygun biçimde kullanılmasının izlenmesi gerekir.
Risklerden Korunma İlkeleri Nelerdir?
İşverenin alacağı tedbirlerde belirli bir öncelik sırası bulunur. Temel yaklaşım, riski yalnızca kişisel koruyucu donanımlarla yönetmek yerine mümkünse tehlikeyi tamamen ortadan kaldırmaktır.
Risklerden korunmada öne çıkan ilkeler şunlardır:
- Risklerden kaçınmak
- Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek
- Risklerle kaynağında mücadele etmek
- İşi çalışanların fiziksel ve zihinsel özelliklerine uygun hâle getirmek
- Teknik gelişmelere uyum sağlamak
- Tehlikeli olanı tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek
- Teknoloji, çalışma koşulları ve iş organizasyonunu kapsayan tutarlı bir önleme politikası geliştirmek
- Toplu korunma tedbirlerine kişisel korunma tedbirlerinden önce yer vermek
- Çalışanlara uygun talimatlar vermek
Örneğin yoğun toz oluşan bir süreçte yalnızca maske dağıtmak yerine tozun oluşumunu azaltan üretim yöntemi, kapalı sistem veya kaynağında emiş gibi teknik tedbirler öncelikle değerlendirilmelidir.
Risk Değerlendirmesi İşletmeler İçin Neden Gereklidir?
Risk değerlendirmesi, işletmenin sağlık ve güvenlik sisteminin temelini oluşturur. Hangi risklerin bulunduğu doğru belirlenmeden uygun eğitim, ekipman, sağlık gözetimi veya acil durum planı hazırlanması güçleşir.
Risk değerlendirmesinde şu aşamalar ele alınabilir:
- İşyerindeki faaliyetlerin ve çalışma alanlarının belirlenmesi
- Tehlikelerin sistematik biçimde tespit edilmesi
- Kimlerin ve nasıl zarar görebileceğinin değerlendirilmesi
- Mevcut kontrol tedbirlerinin incelenmesi
- Risklerin önem derecesinin belirlenmesi
- Yeni kontrol tedbirlerinin planlanması
- Sorumluların ve uygulama tarihlerinin belirlenmesi
- Sonuçların izlenmesi ve değerlendirmelerin güncellenmesi
Risk değerlendirmesi yalnızca hazır bir şablonun doldurulması değildir. İşyerindeki gerçek çalışma biçimini, çalışanların gözlemlerini, ekipmanların durumunu ve geçmiş olayları yansıtmalıdır.
Üretim yöntemi, ekipman, kullanılan madde, çalışma düzeni veya işyeri yerleşimi değiştiğinde yeni riskler ortaya çıkabilir. Bu nedenle değerlendirme yaşayan ve gerektiğinde yenilenen bir süreç olarak ele alınmalıdır.
İşyerlerinin Tehlike Sınıfı Ne Anlama Gelir?
İşyerleri yürüttükleri asıl işin niteliğine göre az tehlikeli, tehlikeli veya çok tehlikeli sınıflardan birinde değerlendirilebilir. Tehlike sınıfı; iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri, eğitimler, sağlık gözetimi ve diğer yükümlülüklerin uygulanmasında önemli bir ölçüttür.
Tehlike sınıfı belirlenirken yalnızca işletme yöneticisinin kişisel değerlendirmesi esas alınmaz. İşyerinin kayıtlı faaliyet bilgileri ve ilgili resmî sınıflandırmalar incelenmelidir.
İşletmenin faaliyet alanı değiştiğinde veya fiilî faaliyet ile kayıtlı bilgiler arasında farklılık bulunduğunda sınıflandırma ayrıca gözden geçirilmelidir. Yanlış tehlike sınıfına göre yürütülen bir İSG sistemi, gerekli hizmetlerin ve tedbirlerin eksik planlanmasına neden olabilir.
İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi Görevlendirilmesi
İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri kapsamında iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve gerekli durumlarda diğer sağlık personeli görevlendirilmesine ilişkin yükümlülükler bulunabilir. Görevlendirme koşulları işyerinin çalışan sayısına, tehlike sınıfına ve yürürlükteki düzenlemelere göre değerlendirilmelidir.
Bu profesyonellerin görevleri genel olarak şu alanlarla ilişkili olabilir:
- Çalışma ortamındaki risklerin değerlendirilmesine katkı sağlamak
- Koruyucu ve önleyici tedbirler hakkında rehberlik yapmak
- Sağlık gözetimi süreçlerini yürütmek
- İSG eğitimlerinin planlanmasına katkıda bulunmak
- İş kazası ve meslek hastalıklarını incelemek
- Acil durum hazırlıklarını değerlendirmek
- İşverene yazılı öneriler sunmak
Uzman görevlendirilmesi, işverenin sağlık ve güvenlik sorumluluğunu devretmesi anlamına gelmez. İşveren önerilerin değerlendirilmesi, gerekli kaynakların sağlanması ve tedbirlerin uygulanması konusunda sorumluluğunu sürdürür.
Acil Durum Planı Neleri Kapsar?
İşyerinde meydana gelebilecek yangın, patlama, doğal afet, kimyasal sızıntı ve benzeri acil durumlar önceden değerlendirilmelidir. Acil durum planı, olay anında kimin ne yapacağını ve çalışanların güvenli alana nasıl ulaşacağını belirler.
Planlama kapsamında şu başlıklar ele alınabilir:
- Olası acil durumların belirlenmesi
- Önleyici ve sınırlayıcı tedbirlerin hazırlanması
- Yangınla mücadele düzenlemeleri
- İlk yardım ve kurtarma süreçleri
- Tahliye yolları ve acil çıkışlar
- Görevlendirilecek ekipler
- Toplanma alanları
- Dış acil yardım kuruluşlarıyla iletişim
- Eğitim ve tatbikatların planlanması
Acil durum planının yalnızca dosyada bulunması yeterli değildir. Çalışanların alarmı, tahliye güzergâhını, toplanma alanını ve kendilerinden beklenen davranışları bilmesi gerekir.
Yangın, tahliye ve güvenli toplanma sürecine ilişkin temel farkındalık, yangından korunma ve acil çıkış düzenlemeleri bakımından da önem taşır.
Ciddi ve Yakın Tehlikede Çalışanların Hakları
Çalışanlar ciddi ve yakın bir tehlikeyle karşılaştıklarında kanunda belirtilen usuller doğrultusunda gerekli tedbirlerin alınmasını talep edebilir. Tehlikenin önlenemez duruma gelmesi hâlinde çalışanların güvenli bir yere ulaşabilmesine yönelik düzenlemelerin önceden yapılması gerekir.
İşveren, çalışanların acil durumda nasıl davranacağını belirlemeli ve anlaşılır talimatlar vermelidir. Zorunlu durumlar ve özel görevlendirmeler dışında çalışanların ciddi ve önlenemez tehlike devam ederken çalışmaya zorlanmaması gerekir.
Bu hakların sağlıklı biçimde kullanılabilmesi için işyerinde açık bir bildirim sistemi bulunmalıdır. Çalışanlar tehlikeleri kime ve hangi yöntemle bildireceğini bilmeli; risk bildirimi yaptığı için olumsuz tutumla karşılaşmamalıdır.
İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları Nasıl Ele Alınmalıdır?
İş kazaları ve meslek hastalıkları yalnızca bildirim yapılması gereken olaylar olarak görülmemelidir. Her olay, çalışma sistemindeki eksikliği anlamak ve benzer olayların tekrarını önlemek için incelenmelidir.
Olay incelemesinde şu sorular ele alınabilir:
- Olaydan hemen önce hangi iş yapılıyordu?
- Çalışma yöntemi ve talimatlar yeterli miydi?
- Ekipman güvenli ve bakımlı mıydı?
- Çalışana uygun eğitim verilmiş miydi?
- Çalışma alanının fiziksel koşulları nasıldı?
- Gözetim ve denetim yeterli miydi?
- Benzer olay veya ramak kala durum daha önce yaşanmış mıydı?
- Hangi teknik ve organizasyonel önlemler alınmalıdır?
İncelemenin yalnızca çalışan hatasına odaklanması, tehlikenin devam etmesine neden olabilir. İş tasarımı, ekipman, iş yükü, eğitim, bakım ve yönetim sistemi gibi temel nedenler de araştırılmalıdır.
Ramak Kala Olaylar Neden Önemlidir?
Ramak kala olay, yaralanma veya zararla sonuçlanmamasına rağmen böyle bir sonuç oluşturma potansiyeli bulunan durumdur. Bu olayların kaydedilmesi, ciddi bir kaza meydana gelmeden önce risklerin fark edilmesine yardımcı olabilir.
Örneğin yüksekten düşen bir malzemenin kimseye çarpmaması olayın önemsiz olduğu anlamına gelmez. Aynı koşullar devam ederse sonraki olay yaralanmayla sonuçlanabilir.
Etkili bir ramak kala bildirim sistemi:
- Çalışanların kolayca bildirim yapmasını sağlamalıdır.
- Bildirim yapan kişiyi suçlandırmamalıdır.
- Olayı kısa sürede değerlendirmelidir.
- Gerekli düzeltici tedbirleri belirlemelidir.
- Sonuçlar hakkında çalışanlara geri bildirim vermelidir.
Sağlık Gözetimi Nedir?
Sağlık gözetimi, çalışanların yürüttükleri işin sağlık riskleri dikkate alınarak değerlendirilmesini kapsar. İşe giriş, iş değişikliği, iş kazası veya sağlık nedeniyle işten uzaklaşma sonrası dönüş gibi durumlarda ilgili mevzuat doğrultusunda sağlık değerlendirmeleri gerekebilir.
Sağlık gözetimi yalnızca genel bir muayene olarak görülmemelidir. Çalışanın maruz kalabileceği kimyasal, fiziksel, biyolojik, ergonomik ve diğer risklerle bağlantılı biçimde planlanmalıdır.
Sağlık bilgilerinin gizliliği korunmalı ve tıbbi değerlendirmeler yetkili sağlık profesyonelleri tarafından yapılmalıdır. İşverenin sağlık verilerine erişimi, kişisel verilerin korunması ve mesleki gizlilik ilkeleriyle uyumlu olmalıdır.
Çalışanların İSG Eğitimi Ne Zaman Verilir?
Çalışanların görevleriyle ilişkili sağlık ve güvenlik risklerini ve korunma yöntemlerini bilmesi gerekir. Eğitimler yalnızca işe ilk girişte verilen genel bir sunumdan ibaret olmamalıdır.
İSG eğitimleri özellikle şu durumlarda önem taşır:
- Çalışan işe başlamadan önce
- Çalışma yeri veya görevi değiştiğinde
- İş ekipmanı değiştiğinde
- Yeni teknoloji veya çalışma yöntemi kullanılmaya başlandığında
- Yeni bir risk ortaya çıktığında
- Mevcut bilgilerin yenilenmesi gerektiğinde
- İş kazası veya meslek hastalığı sonrası ihtiyaç belirlendiğinde
Eğitim içeriği işyerinin gerçek risklerine ve çalışanın görevine uygun olmalıdır. Ofis çalışanı ile kimyasal üretim alanında çalışan bir kişinin aynı eğitim içeriğiyle sınırlandırılması yeterli değildir.
Eğitim sonrasında yalnızca katılım imzası alınması yerine çalışanların güvenli yöntemi uygulayıp uygulamadığı gözlem ve saha kontrolleriyle değerlendirilmelidir.
Çalışanların Bilgilendirilmesi ve Katılımı
Çalışanlar işyerindeki sağlık ve güvenlik riskleri, koruyucu tedbirler, acil durumlar ve yasal hakları konusunda bilgilendirilmelidir. Bilgilendirmenin çalışanların anlayabileceği açık bir dil ve yöntemle yapılması gerekir.
Çalışanların sürece katılması, risklerin sahadaki gerçek çalışma biçimine göre belirlenmesine katkı sağlar. Günlük faaliyetleri yürüten kişiler, prosedürlerde görünmeyen pratik sorunları ve ekipman eksikliklerini fark edebilir.
Katılım şu yollarla desteklenebilir:
- Risk değerlendirmesi görüşmeleri
- Çalışan temsilcileri
- İSG kurulu toplantıları
- Ramak kala bildirimleri
- Öneri ve geri bildirim sistemleri
- Saha incelemeleri
- Eğitim ve tatbikat değerlendirmeleri
Çalışanın görüşünün alınması, işverenin karar ve uygulama sorumluluğunun ortadan kalkması anlamına gelmez.
Çalışan Temsilcisinin Görevi Nedir?
Çalışan temsilcisi, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili çalışmalara katılma, alınan tedbirleri izleme, tehlikelerin ortadan kaldırılması veya risklerin azaltılması için öneride bulunma ve çalışanları temsil etme görevini üstlenebilir.
Temsilcinin etkili olabilmesi için işyerinin faaliyetlerini ve risklerini tanıması, çalışanlarla iletişim kurabilmesi ve gerekli eğitimleri alması önemlidir.
Çalışan temsilcisi, iş güvenliği uzmanının veya işverenin yerine geçen bir kişi değildir. Temel işlevi, çalışanların sağlık ve güvenlik süreçlerine katılımını desteklemektir.
İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu Ne İşe Yarar?
İlgili şartları sağlayan işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği kurulu oluşturulması gerekebilir. Kurul; işveren veya işveren vekili, iş güvenliği profesyonelleri, çalışan temsilcileri ve diğer ilgili üyelerin katılımıyla sağlık ve güvenlik çalışmalarının koordinasyonuna katkı sağlar.
Kurulun çalışma alanları arasında şunlar bulunabilir:
- İşyerinin İSG faaliyetlerini değerlendirmek
- Riskleri ve alınması gereken tedbirleri görüşmek
- Kaza ve ramak kala olaylarını incelemek
- Eğitim ve acil durum çalışmalarını değerlendirmek
- Çalışanlardan gelen önerileri ele almak
- Alınan kararların uygulanmasını takip etmek
Kurulun yalnızca toplantı tutanağı hazırlayan biçimsel bir yapıya dönüşmemesi gerekir. Kararlar için sorumlu kişiler ve tamamlanma tarihleri belirlenmeli, sonuçlar sonraki toplantılarda izlenmelidir.
Alt İşveren ve Ortak Çalışma Alanlarında Koordinasyon
Aynı çalışma alanında birden fazla işverenin veya alt işverenlerin bulunması, sağlık ve güvenlik risklerinin karşılıklı olarak etkilenmesine neden olabilir. Bir işletmenin faaliyeti başka bir işverenin çalışanları için tehlike oluşturabilir.
Bu tür ortamlarda:
- İşverenler arasında bilgi paylaşımı yapılmalıdır.
- Ortak riskler belirlenmelidir.
- Acil durum ve tahliye planları uyumlu hâle getirilmelidir.
- Alt işveren çalışanlarının saha kurallarını bilmesi sağlanmalıdır.
- Çalışma izinleri ve sorumluluklar açıkça belirlenmelidir.
- Kurul ve koordinasyon yükümlülükleri ilgili şartlara göre değerlendirilmelidir.
Bir faaliyetin dışarıdan hizmet alınarak yürütülmesi, asıl işverenin sahadaki koordinasyon ihtiyacını ortadan kaldırmaz.
Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülükleri
Çalışanlar da aldıkları eğitimler ve işverenin talimatları doğrultusunda kendi sağlık ve güvenliklerini ve davranışlarından etkilenen diğer kişilerin güvenliğini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür.
Çalışanlardan beklenebilecek temel davranışlar şunlardır:
- Makine, ekipman ve güvenlik donanımlarını kurallara uygun kullanmak
- Kişisel koruyucu donanımları doğru biçimde kullanmak ve korumak
- Güvenlik sistemlerini izinsiz değiştirmemek veya devre dışı bırakmamak
- Ciddi ve yakın tehlikeleri ilgili kişilere bildirmek
- Belirlenen sağlık ve güvenlik tedbirleriyle iş birliği yapmak
- Eğitim ve talimatlara uygun çalışmak
Çalışanın kurallara uyma yükümlülüğü, işverenin güvenli çalışma ortamı oluşturma sorumluluğunun yerine geçmez. Güvenli olmayan ekipmanı yalnızca “dikkatli kullanma” talimatıyla çalıştırmak yeterli bir kontrol yöntemi değildir.
İşverenlere Yönelik Yaptırımlar
6331 sayılı Kanun ve ilgili düzenlemelerde öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde idari yaptırımlar gündeme gelebilir. Yaptırımların kapsamı, ihlalin türüne, devam ettiği süreye, çalışan sayısına, işyerinin tehlike sınıfına ve güncel düzenlemelere göre değişebilir.
Yaptırım riski bulunan alanlar arasında şunlar yer alabilir:
- Risk değerlendirmesinin yapılmaması
- İSG hizmetlerinin gerekli şekilde düzenlenmemesi
- Çalışanlara eğitim verilmemesi
- Sağlık gözetiminin sağlanmaması
- Acil durum ve tahliye hazırlıklarının yapılmaması
- İş kazası kayıt ve bildirimlerinin yürütülmemesi
- Çalışan temsilcisi veya kurul yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi
- Denetim sırasında istenen bilgi ve belgelerin sağlanmaması
İdari para cezaları zaman içinde değişebileceği için sabit tutarlar üzerinden işlem yapılmamalıdır. İşletmeler güncel yaptırım bilgilerini yetkili resmî kaynaklardan ve gerektiğinde ilgili uzmanlardan doğrulamalıdır.
İSG yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi yalnızca idari para cezasıyla sınırlı sonuçlar doğurmayabilir. Olayın niteliğine göre hukuki, mali, idari veya cezai sorumlulukların ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.
6331 Sayılı Kanuna Uyum İçin İşletmeler Ne Yapmalı?
Kanuna uyumun ilk adımı, işletmenin faaliyetlerini ve mevcut sağlık ve güvenlik sistemini gerçekçi biçimde değerlendirmektir. İnternetten indirilen genel belgeler, işyerine özgü riskleri yansıtmadığında yeterli koruma sağlamaz.
İşletmeler için temel bir uyum süreci şu adımları içerebilir:
- İşyerinin kapsam ve tehlike sınıfını doğrulamak
- Güncel yükümlülükleri belirlemek
- İSG görev ve sorumluluklarını tanımlamak
- Risk değerlendirmesi yapmak veya güncellemek
- Teknik ve organizasyonel kontrol tedbirlerini planlamak
- Gerekli İSG profesyonellerini görevlendirmek
- Acil durum planı ve tahliye düzenini hazırlamak
- Çalışan eğitimlerini görev bazlı planlamak
- Sağlık gözetimi süreçlerini yürütmek
- Olay, denetim ve bakım kayıtlarını izlemek
- Uygulamaları düzenli saha kontrolleriyle doğrulamak
- Değişiklikler ve yeni riskler karşısında sistemi güncellemek
İSG sisteminin etkinliği yalnızca kaza sayısına göre değerlendirilmemelidir. Ramak kala bildirimleri, eğitimlerin uygulanması, denetim bulguları, bakım sonuçları ve düzeltici faaliyetlerin tamamlanması da izlenmelidir.
İSG ile Çevre Sağlığı Arasındaki İlişki
İş sağlığı ve güvenliği ile çevre sağlığı farklı düzenleme ve uzmanlık alanları olmakla birlikte birçok işyeri riskinde kesişir. Kimyasal sızıntı, yangın, atık yönetimi veya havalandırma arızası hem çalışanları hem de çevreyi etkileyebilir.
Bu nedenle işletmelerin sağlık, güvenlik ve çevre çalışmalarını birbirinden tamamen bağımsız yürütmesi süreçler arasında boşluk oluşturabilir. çevresel risklerin ve çalışma ortamı standartlarının yönetimi, işletmelerde bütüncül koruma kültürünün tamamlayıcı unsurlarındandır.
Ortak veri toplama, bakım planlaması, acil durum hazırlığı ve çalışan eğitimleri hem iş sağlığı ve güvenliği hem çevre yönetimi açısından daha tutarlı bir sistem oluşturabilir.
İşletmelerde Güvenlik Kültürü Nasıl Oluşturulur?
Güvenlik kültürü, sağlık ve güvenliğin yalnızca denetim öncesinde hatırlanan bir zorunluluk değil, günlük kararların doğal parçası hâline gelmesidir. Bu kültür yalnızca çalışanlara verilen eğitimlerle değil, yönetimin davranışları ve kaynak tercihleriyle oluşur.
Güvenlik kültürünü destekleyen uygulamalar şunlardır:
- Yönetimin sağlık ve güvenlik kararlarına görünür destek vermesi
- Tehlike bildirimlerinin cezalandırılmaması
- Çalışan önerilerinin değerlendirilmesi
- Üretim hızı ile güvenlik arasında çelişki oluşturulmaması
- Bakım ve koruyucu tedbirlerin ertelenmemesi
- Yöneticilerin kurallara örnek olacak biçimde uyması
- Kazalardan ve ramak kala olaylardan öğrenilmesi
- Başarı göstergelerine sağlık ve güvenliğin dâhil edilmesi
Çalışanlara “güvenlik her şeyden önce gelir” denilirken güvenlik için gerekli zaman veya ekipman sağlanmıyorsa kurumsal mesaj inandırıcılığını kaybedebilir.
6331 Sayılı İSG Kanunu Hakkında Yaygın Yanlışlar
“Küçük işletmelerin İSG yükümlülüğü yoktur.”
İşletmenin küçük olması bütün sağlık ve güvenlik yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Uygulanacak hükümler çalışan sayısı, tehlike sınıfı, faaliyet türü ve güncel mevzuata göre değerlendirilmelidir.
“İş güvenliği uzmanı görevlendirildiğinde sorumluluk tamamen ona geçer.”
Uzman görevlendirilmesi, işverenin çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlama konusundaki genel sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
“Risk değerlendirmesi bir kez hazırlanır.”
Risk değerlendirmesi çalışma koşullarına göre güncellenmesi gereken dinamik bir süreçtir. İşyerindeki önemli değişiklikler ve yeni tehlikeler yeniden değerlendirme gerektirebilir.
“Kişisel koruyucu donanım sağlamak bütün riskler için yeterlidir.”
Toplu korunma ve kaynağında kontrol tedbirleri kişisel koruyucu donanımlardan önce değerlendirilmelidir. Kişisel koruyucu ekipman çoğu durumda son kontrol katmanlarından biridir.
“Kaza olmadıysa işyeri güvenlidir.”
Kaza yaşanmaması, tehlikelerin bulunmadığını kanıtlamaz. Ramak kala olaylar, uygunsuzluklar ve kontrol edilmeyen riskler ciddi bir olayın habercisi olabilir.
İşletmeler Açısından Temel 6331 Sayılı İSG Sertifika Programının Kapsamı
İstanbul Kent Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi tarafından sunulan program, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında işletmelerin ve işverenlerin temel sorumluluklarını anlamaya yönelik hazırlanmıştır.
Resmî program içeriğinde kanunun tarihsel gelişimi, kapsam alanı, temel kavramlar, işletmelerde uygulanması gereken düzenlemeler, işveren sorumlulukları ve işverenlere yönelik yaptırımlar ele alınmaktadır.
işletmeler açısından temel İSG düzenlemeleri odağındaki program, kanunun işyerlerindeki önleyici yaklaşımını ve işletme yönetimine düşen sorumlulukları sistematik biçimde değerlendirmeye yönelik mesleki gelişim çerçevesi sunmaktadır.
Programın tamamlanması tek başına iş güvenliği uzmanlığı, işyeri hekimliği, denetim yetkisi veya mevzuat kapsamında tanımlanmış başka bir profesyonel yetki kazandırmaz. İşletmeye özgü hukuki ve teknik yükümlülükler, güncel resmî mevzuat ve yetkili profesyonellerin değerlendirmesi doğrultusunda ele alınmalıdır.
Sık Sorulan Sorular
6331 sayılı İSG Kanununun amacı nedir?
İşyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak, mevcut koşulları iyileştirmek ve işverenler ile çalışanların görev, hak ve sorumluluklarını düzenlemektir.
6331 sayılı Kanun yalnızca tehlikeli işyerlerini mi kapsar?
Hayır. Kanun, belirtilen istisnalar dışında kamu ve özel sektördeki iş ve işyerlerini kapsayan genel bir düzenlemedir. Yükümlülüklerin uygulanma biçimi işyerinin özelliklerine göre değişebilir.
Risk değerlendirmesini işveren mi yapmalıdır?
İşveren risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür. Sürece iş güvenliği profesyonelleri, çalışanlar ve ilgili birimler katkı sağlayabilir; genel sorumluluk işverende kalır.
İş güvenliği uzmanı görevlendirmek işverenin sorumluluğunu kaldırır mı?
Hayır. Dışarıdan veya işyeri içinden profesyonel hizmet alınması, işverenin sağlık ve güvenliği sağlama yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
İSG eğitimlerinin yalnızca işe girişte verilmesi yeterli midir?
Hayır. Eğitimler görev, ekipman, teknoloji veya risk değişikliklerinde yenilenmeli ve ilgili düzenlemelerdeki koşullar doğrultusunda düzenli aralıklarla tekrarlanmalıdır.
Çalışanlar tehlikeleri bildirmekle yükümlü müdür?
Çalışanlar karşılaştıkları ciddi ve yakın tehlikeleri, koruma tedbirlerindeki eksiklikleri ve güvenlik risklerini ilgili kişilere bildirmeli ve alınan tedbirlerle iş birliği yapmalıdır.
İSG maliyetleri çalışanlardan talep edilebilir mi?
İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyeti çalışanlara yansıtılmamalıdır. Gerekli ekipman, eğitim ve koruyucu düzenlemeler işveren tarafından sağlanmalıdır.
İdari para cezaları her yıl aynı mıdır?
Hayır. Ceza tutarları ve uygulama koşulları değişebilir. Güncel bilgiler yetkili resmî kaynaklardan doğrulanmalıdır.
Program iş güvenliği uzmanı olma yetkisi sağlar mı?
Hayır. Program, temel mevzuat bilgisi ve mesleki gelişim amacı taşır. İş güvenliği uzmanlığı için ilgili mevzuatta belirlenen eğitim, sınav, belge ve mesleki koşulların sağlanması gerekir.
Programın güncel ayrıntıları nereden incelenebilir?
Eğitim konuları, katılım koşulları, değerlendirme ve belgelendirme sürecine ilişkin güncel bilgiler resmî program sayfasında yer almaktadır.
6331 Sayılı İSG Kanununu İşletme Süreçlerine Aktarmak
6331 sayılı İSG Kanunu, işletmeler açısından yalnızca denetim sırasında gösterilecek belgelerin hazırlanmasını değil, sağlık ve güvenliğin iş süreçlerine yerleştirilmesini gerektirir. Risk değerlendirmesi, çalışan eğitimi, sağlık gözetimi, acil durum hazırlığı ve saha denetimleri birbiriyle bağlantılı biçimde yürütülmelidir.
Etkili bir İSG yönetimi, tehlikeleri çalışan davranışlarına indirgemek yerine işin tasarımını, kullanılan ekipmanları, çalışma yöntemlerini ve organizasyon yapısını birlikte değerlendirir. İşverenin önleyici yaklaşımı benimsemesi ve çalışanların sürece katılması, güvenlik kültürünün sürdürülebilir hâle gelmesine katkı sağlar.
6331 sayılı İSG Kanunu kapsamında tarihsel gelişim, kapsam, temel kavramlar, işletme düzenlemeleri, işveren sorumlulukları ve yaptırımlar hakkında sistematik bilgi edinmek isteyenler, programın güncel içeriğini İstanbul Kent Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi resmî sayfasından inceleyebilir.