Tükenmişlik Sendromu Tanısı Nasıl Konur?
Tükenmişlik sendromu, günümüzde özellikle yoğun iş temposuna sahip bireylerde sıkça rastlanan ciddi bir ruhsal durumdur. Tanı koymak için sadece kişinin kendini yorgun ve mutsuz hissetmesi yeterli değildir; doğru bir tanı için uzman bir psikiyatrist ya da psikolog tarafından yapılacak değerlendirme şarttır. Tükenmişlik sendromunun tanısı genellikle detaylı bir psikolojik değerlendirme, hastayla yapılan yüz yüze görüşmeler ve bazı ölçeklerin uygulanmasıyla konur.
Uzmanlar tanı koyarken öncelikle hastanın şikayetlerini dinler ve bu şikayetlerin ne kadar süredir devam ettiğini sorgular. Özellikle tükenmişliğe özgü olan; duygusal tükenme, kişisel başarıda düşüş hissi ve duyarsızlaşma gibi üç ana belirti üzerinde durulur. Bunun yanı sıra kişide uyku bozuklukları, kronik yorgunluk, iş yerinde motivasyon kaybı, fiziksel şikayetler (baş ağrısı, mide rahatsızlıkları gibi) ve sosyal ilişkilerde bozulma gözlemleniyorsa tükenmişlik sendromu olasılığı güçlenir.
Tanı sürecinde en sık kullanılan değerlendirme araçlarından biri Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MBI)’dir. Bu ölçek, kişinin tükenmişlik seviyesini üç ana boyutta ölçer: duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı. Ayrıca, depresyon ve anksiyete gibi diğer ruhsal rahatsızlıkların ayırt edilmesi için psikolojik testler veya gerekli görülürse tıbbi tetkikler de uygulanabilir. Tanı konulduktan sonra, bireyin ihtiyaçlarına göre terapi, ilaç tedavisi ya da yaşam tarzı değişiklikleri önerilir. Erken tanı ve müdahale, tükenmişlik sendromunun daha ciddi psikolojik sorunlara dönüşmesini önlemek açısından hayati öneme sahiptir.