Dikkat Eksikliği Tanısı Koyarken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Dikkat eksikliği, çocuklukta başlayan ve yetişkinliğe kadar devam edebilen, bireyin akademik, sosyal ve duygusal yaşamını etkileyen nörogelişimsel bir durumdur. Ancak bu sorunun doğru bir şekilde tanımlanması, yalnızca gözleme dayalı değil; çok yönlü, sistematik bir değerlendirme sürecini gerektirir. Çünkü her dikkat dağınıklığı, dikkat eksikliği anlamına gelmez.
1. Gözleme Dayalı Bilgi Yetersizdir
Çocuğun yalnızca dalgın görünmesi ya da ödev yaparken zorlanması, tek başına tanı koymak için yeterli değildir. Öğretmen ve ebeveyn gözlemleri çok kıymetlidir; ancak klinik değerlendirme ile desteklenmelidir.
2. Çoklu Kaynaktan Bilgi Toplanmalıdır
Tanı sürecinde sadece çocuğun değil; öğretmenin, ebeveynin ve mümkünse diğer bakım verenlerin görüşleri alınmalıdır. Bu bilgiler, standart değerlendirme araçlarıyla birlikte analiz edilmelidir.
3. Psikolojik Testlerle Desteklenmelidir
Conners Derecelendirme Ölçeği, TOVA, CPT gibi dikkat testleri mutlaka uygulanmalı; zekâ testi gibi tamamlayıcı ölçümlerle çocuğun genel bilişsel profili incelenmelidir. Dikkat eksikliği başka bozukluklarla da (kaygı, öğrenme güçlüğü) karışabileceği için ayırıcı tanı yapılması kritik önem taşır.
4. Davranışın Sürekliliği ve Ortam Bağımsızlığı
Dikkat eksikliği tanısı koyabilmek için belirtilerin farklı ortamlarda (ev, okul vb.) ve en az 6 ay boyunca devam etmesi gerekir. Belirtilerin sadece belli durumlarda görülmesi tanı için yeterli değildir.
5. Gelişim Dönemi Dikkate Alınmalıdır
Çocuğun yaşı ve gelişim seviyesi mutlaka değerlendirme sürecine dâhil edilmelidir. Her hareketli çocuk dikkat eksikliği yaşamaz; bu nedenle yaşa uygun davranış normları dikkate alınmalıdır.